Diyabetik Retinopati Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri
İçindekiler
Cerrahi

Diyabetik retinopati, diyabetin gözün arka bölümünde bulunan retinayı ve retina damarlarını etkilemesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Başlangıçta herhangi bir belirti vermeden ilerleyebilir. Bu nedenle görmenin normal olması, retinanın mutlaka sağlıklı olduğu anlamına gelmez.

Hastalığın ilerlemesiyle retina damarlarında sızıntı, kanama ve tıkanıklıklar gelişebilir. Daha ileri aşamalarda ise retinanın oksijensiz kalan bölgelerinden yeni ve kırılgan damarlar oluşabilir. Bu değişiklikler tedavi edilmediğinde ciddi görme kaybına yol açabilecek komplikasyonlara neden olabilir. Güncel kılavuzlar, diyabetik retinopatinin erken dönemde saptanmasının görmeyi tehdit eden değişikliklere zamanında müdahale edebilmek açısından önemli olduğunu vurgulamaktadır.

Diyabetik retinopati gözde nasıl gelişir?

Retina, ışığı algılayarak görme sinyallerine dönüştüren ve gözün arka kısmında yer alan sinir dokusudur. Sağlıklı çalışabilmesi için çok ince damarlardan oluşan hassas bir damar ağına ihtiyaç duyar.

Uzun süre yüksek seyreden kan şekeri, bu küçük damarların yapısını ve işlevini bozabilir. Damar duvarlarında zayıflama ve geçirgenlik artışı meydana geldiğinde retina içine sıvı, lipit içeren eksüdalar veya kan sızabilir. Bazı damarların tıkanması ise retinanın yeterince kanlanamamasına ve retinal iskemiye neden olabilir.

İskemik retina, yeterli oksijen alamadığında damar oluşumunu destekleyen sinyallerin, özellikle VEGF'nin (vasküler endotelyal büyüme faktörü) artmasına yol açabilir. Bunun sonucunda normal retina damarlarından farklı, kırılgan yeni damarlar gelişebilir. Bu sürece neovaskülarizasyon denir.

Yeni damarlar kolayca kanayabildiği için vitreus içine kanama meydana gelebilir. İleri aşamalarda yeni damarlarla birlikte oluşan fibrovasküler dokular retinayı çekerek traksiyonel retina dekolmanına da yol açabilir.

Dolayısıyla diyabetik retinopati yalnızca “göz damarlarının bozulması” değildir. Süreç, erken damar değişikliklerinden iskemiye ve bazı hastalarda görmeyi tehdit eden yeni damar oluşumuna kadar ilerleyebilir. ADA 2026 da hastalığın erken dönemindeki mikroanevrizmalardan retinal kanama ve iskemiye, ardından neovaskülarizasyona uzanan bu süreci tanımlamaktadır.

Diyabetik retinopatinin evreleri nelerdir?

Diyabetik retinopatide temel klinik ayrım non-proliferatif diyabetik retinopati (NPDR) ve proliferatif diyabetik retinopati (PDR) arasındadır.

NPDR, yeni damar oluşumunun henüz bulunmadığı dönemdir. Hafif, orta veya şiddetli düzeylerde olabilir. Bu aşamada mikroanevrizmalar, retinal kanamalar, damar tıkanıklıkları ve iskemi gibi farklı bulgular görülebilir.

Hastalık ilerleyip retina iskemisine yanıt olarak anormal yeni damarlar oluşmaya başladığında PDR ortaya çıkar. Bu damarlar kırılgan oldukları için vitreus içine kanayabilir. Oluşan fibrovasküler dokuların retina üzerinde çekinti oluşturması ise traksiyonel retina dekolmanına neden olabilir.

Burada çok önemli bir ayrım vardır: Diyabetik makula ödemi (DME), diyabetik retinopatinin “bir sonraki evresi” değildir. Damar geçirgenliğinin artmasına bağlı sıvı birikimi retinanın farklı aşamalarında gelişebilir. Ödem makulayı, özellikle merkezi görmeden sorumlu foveayı etkilediğinde görme üzerinde belirgin sonuçlar doğurabilir. ADA 2026 da DME'nin retinopatinin farklı aşamalarında ortaya çıkabileceğini belirtmektedir.

Klinik durum          Temel özellik
Hafif NPDR Erken damar değişiklikleri, özellikle mikroanevrizmalar
Orta NPDR Damar hasarı ve retinal değişikliklerin artması
Şiddetli NPDR Yaygın damar değişiklikleri ve iskemi bulgularının belirginleşmesi
PDR Retinada anormal yeni damar oluşumu
DME Retina damarlarından sızan sıvının makula bölgesinde birikmesi; retinopatinin farklı aşamalarında görülebilir

Bu ayrım yalnızca terminolojik değildir. Tedavinin planlanmasında retinopatinin evresi ile makulada ödem bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilir.

Diyabetik retinopatinin belirtileri nelerdir?

Diyabetik retinopatinin en önemli özelliklerinden biri, erken dönemde belirti vermeyebilmesidir. Bu nedenle kişi görmesinde hiçbir değişiklik fark etmese bile retinada diyabete bağlı hasar bulunabilir.

Hastalık ilerledikçe şu belirtiler ortaya çıkabilir:

  • Görme bulanıklığı veya görme keskinliğinde azalma
  • Görüşte dalgalanmalar
  • Görme alanında karanlık veya boş bölgeler
  • Yeni ortaya çıkan uçuşan cisimler
  • Özellikle vitreus kanamasına bağlı ani görme değişiklikleri
  • İleri olgularda belirgin görme kaybı

Yeni başlayan çok sayıda uçuşan cisim, ışık çakmaları veya ani görme kaybı yalnızca diyabetik retinopatiye bağlı sıradan bir görme değişikliği olarak değerlendirilmemelidir.(Gözde Uçuşan Cisimler Neden Olur?)* Vitreus kanaması veya retina ile ilişkili başka bir acil durum söz konusu olabilir.

Bu nedenle belirti ortaya çıkmasını beklemek, diyabetik retinopati açısından güvenli bir takip yöntemi değildir.

Diyabetik retinopati nasıl teşhis edilir?

Tanının temelinde retina muayenesi bulunur. Göz bebeğinin genişletilerek retinanın ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi, retinopatinin varlığını ve şiddetini belirlemede önemlidir.

Bunun yanında hastanın retina bulgularına göre farklı görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabilir.

OCT (Optik Koherens Tomografi), retina katmanlarını ayrıntılı biçimde görüntüleyerek özellikle makula bölgesindeki sıvı birikimini ve ödemi değerlendirmeye yardımcı olur.

Fundus fotoğrafı, retina damarlarındaki değişikliklerin, kanamaların ve diğer lezyonların belgelenmesini ve zaman içindeki değişimlerin karşılaştırılmasını sağlar.

FFA (Fundus Floresein Anjiyografisi) ise damarların boya geçişini göstererek sızıntı, damar tıkanıklığı ve bazı neovaskülarizasyon alanlarının değerlendirilmesine yardımcı olabilir.

Geniş açılı retina görüntüleme gibi yöntemler de uygun hastalarda periferik retina bulgularının değerlendirilmesine katkı sağlayabilir.

Bu testlerin tamamının her hastada yapılması gerekmez. Hangi görüntüleme yönteminin gerekli olduğu, retina muayenesinde saptanan bulgulara göre belirlenir.

Diyabetik retinopati nasıl tedavi edilir?

Diyabetik retinopati için herkes için geçerli tek bir tedavi yoktur. Tedavi kararı, her gözde bulunan aktif retina patolojisi ayrı değerlendirilerek verilir. Bu yaklaşım güncel NICE kılavuzunda da özellikle vurgulanmaktadır.

Daha hafif retinopati durumlarında düzenli retina takibi ve diyabetin sistemik kontrolü ön plandadır. Kan şekeri, kan basıncı ve kan lipidlerinin uygun şekilde yönetilmesi retinopatinin gelişme veya ilerleme riskini azaltmaya yardımcı olur.

Retinada ödem, ileri damar değişiklikleri veya yeni damar oluşumu gibi bulgular ortaya çıktığında ise farklı tedavi seçenekleri gündeme gelebilir:

  • Anti-VEGF enjeksiyonları: Özellikle görmeyi etkileyen diyabetik makula ödeminde ve bazı proliferatif retinopati durumlarında kullanılabilir.
  • PRP (Panretinal Fotokoagülasyon)*: Özellikle proliferatif diyabetik retinopatide anormal yeni damar oluşumunu baskılamak ve ciddi görme kaybı riskini azaltmak amacıyla uygulanır.
  • Makula lazeri: Özellikle belirli diyabetik makula ödemi olgularında, makuladaki sızıntıyı azaltmaya yönelik kullanılabilir.
  • İntravitreal steroid tedavileri: Bazı diyabetik makula ödemi olgularında diğer tedavilere alternatif veya ek seçenek olarak değerlendirilebilir.
  • Vitrektomi*: Vitreus kanaması veya traksiyonel retina dekolmanı gibi ileri vitreoretinal komplikasyonlarda cerrahi tedavi gerekebilir.

Bu tedaviler birbirinin basit alternatifleri değildir. Örneğin PDR ile DME aynı şey değildir ve aynı hastada ikisi birlikte bulunabilir. PDR'de PRP veya anti-VEGF gibi yaklaşımlar değerlendirilirken, DME'de tedavi seçimi ödemin merkezi tutup tutmadığı, görmenin etkilenme düzeyi ve diğer retina bulguları gibi faktörlere göre değişebilir.

Bu nedenle “diyabetik retinopati varsa lazer yapılır” veya “retinopati varsa iğne gerekir” şeklindeki genellemeler doğru değildir. Tedavi, retinadaki aktif probleme göre belirlenir.

Diyabet varsa göz kontrolü ne zaman yapılmalı?

Diyabetik retinopatide kontrol zamanlaması diyabetin tipine, hastalığın süresine ve mevcut retina bulgularına göre değişir.

ADA 2026'ya göre erişkinlerde tip 1 diyabette ilk kapsamlı göz muayenesi genellikle diyabet başlangıcından 5 yıl sonra, tip 2 diyabette ise tanı sırasında yapılmalıdır.

Retinopati saptanmayan ve uygun glisemik kontrolü bulunan bazı kişilerde bir veya daha fazla normal yıllık muayenenin ardından tarama aralığı 1–2 yıla çıkarılabilir. Buna karşılık herhangi bir düzeyde retinopati mevcutsa en az yıllık retina değerlendirmesi ve hastalık ilerliyor veya görmeyi tehdit ediyorsa daha sık takip gerekir.

Bu süreler herkes için değişmez bir takvim anlamına gelmez. Özellikle mevcut retinopati, diyabet kontrolündeki sorunlar, gebelik veya görmeyi tehdit eden retina bulguları takip sıklığının yeniden düzenlenmesini gerektirebilir.

Diyabetik retinopatide görme kaybı önlenebilir mi?

Diyabetik retinopatinin erken saptanması, uygun zamanda tedavi edilmesi ve diyabetin sistemik olarak iyi yönetilmesi görmeyi tehdit eden komplikasyonların azaltılmasında önemli rol oynar.

Ancak tedavinin amacı her zaman daha önce kaybedilmiş görmeyi tamamen geri getirmek değildir. Tedaviye göre hedef; mevcut görmeyi korumak, makuladaki ödemi azaltarak görme fonksiyonunu iyileştirmek veya kanama ve retina dekolmanı gibi ciddi komplikasyonların gelişmesini önlemek olabilir.

Bu nedenle diyabetik retinopatide en değerli yaklaşım, görme kaybı ortaya çıktıktan sonra tedavi aramak yerine retina değişikliklerini görmeyi tehdit etmeden önce saptamaktır.

Diyabet kontrolünün de bu sürecin bir parçası olduğu unutulmamalıdır. Kan şekeri hedeflerine ulaşmak, ayrıca kan basıncı ve lipid düzeylerini uygun şekilde yönetmek retinopatinin gelişme veya ilerleme riskini azaltmaya yardımcı olur.

Sık Sorulan Sorular

Diyabetik retinopati bir gözde olup diğer gözde olmayabilir mi?

Evet. İki gözdeki retina bulgularının şiddeti aynı olmak zorunda değildir. Bu nedenle iki göz ayrı ayrı değerlendirilir ve takip veya tedavi gereksinimleri birbirinden farklı olabilir.

Diyabetik retinopati ile diyabetik makula ödemi aynı şey midir?

Hayır. Diyabetik retinopati retina damarlarında diyabete bağlı gelişen değişikliklerin genel adıdır. Diyabetik makula ödemi ise damar geçirgenliğindeki artış sonucunda makula bölgesinde sıvı birikmesiyle ortaya çıkan bir durumdur. DME, retinopatinin farklı aşamalarında gelişebilir.

Diyabetik retinopati ile katarakt arasındaki fark nedir?

İkisi farklı hastalıklardır. Katarakt, gözün doğal merceğinin saydamlığını kaybetmesidir. Diyabetik retinopati ise retinayı ve retina damarlarını etkiler. Diyabet her iki durumun gelişme riskini etkileyebilse de oluşum yerleri ve tedavileri farklıdır.

Kan şekerini hızla düşürmek retinopatiyi düzeltir mi?

İyi glisemik kontrol retinopatinin gelişme ve ilerleme riskini azaltmak açısından önemlidir; ancak mevcut retina hasarının otomatik olarak ortadan kalkacağı anlamına gelmez. Özellikle uzun süredir kötü kontrollü diyabette tedavi hedefleri ve glisemik değişiklikler hekim tarafından takip edilmelidir.

Diyabetik retinopati tamamen iyileşir mi?

Retinadaki mevcut hasarın tamamen geri dönmesi her zaman mümkün değildir. Bununla birlikte uygun takip ve tedavi ile hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir, görme kaybı riski azaltılabilir ve bazı durumlarda görme fonksiyonunda iyileşme sağlanabilir.

Gebelik diyabetik retinopatiyi etkiler mi?

Evet. Özellikle gebelik öncesinde mevcut retinopatisi bulunan diyabetli kişilerde gebelik sürecinde retina takibinin planlanması önemlidir. Gebelik sırasında retinopatinin seyri ve tedavi gereksinimi ayrıca değerlendirilir; tedavi seçiminde anne ve fetüs açısından yarar-risk dengesi gözetilir.

Diyabetik retinopati için göz muayenesi yeterli midir?

Retina muayenesi tanının temelidir; ancak gerekli durumlarda OCT, fundus fotoğrafı, FFA veya başka retina görüntüleme yöntemleriyle değerlendirme genişletilebilir. Hangi testlerin gerekli olduğu hastanın retina bulgularına göre belirlenir.

Diyabetik retinopati varsa her zaman lazer yapılır mı?

Hayır. Lazer tedavisi retinopatinin her aşamasında ve her hastada kullanılmaz. Özellikle PRP, proliferatif diyabetik retinopatide belirli retina bulguları bulunduğunda değerlendirilir. Diyabetik makula ödeminde ise tedavi seçimi ödemin özelliklerine ve görme etkilenmesine göre değişir.


-ADA 2026 – Retinopathy, Neuropathy, and Foot Care

-American Academy of Ophthalmology – What is diabetic retinopathy?


editör iletişim: originstudio.team@gmail.com

Son Gün. Tarihi : 25.Ağustos.2026
Hazırlayan : Prof. Dr. Cem Yıldırım